1. Anasayfa
  2. Şehir Rehberi

Çanakkale ve Balıkesir Arası “Issız” Koylar ve Gizli Plaj Girişleri

Çanakkale ve Balıkesir Arası “Issız” Koylar ve Gizli Plaj Girişleri
0

Kuzey Ege’nin Saklı Hazineleri: Çanakkale ve Balıkesir Arası Keşfedilmemiş Koylar

Merhaba yol arkadaşım! Eğer bu yazıyı okuyorsan, muhtemelen sen de o popüler, şezlongların iç içe geçtiği, müziğin bangır bangır çaldığı “beach”lerden biraz yorulmuşsun demektir. Merak etme, doğru yerdesin. Çanakkale ve Balıkesir arası ıssız koylar denince akla hemen Assos ya da Cunda gelir ama biz bugün o çok bilinen tabelaların biraz dışına, navigasyonun “burada yol yok” dediği ama aslında cennete çıkan o toprak yollara sapacağız. Hazırsan, çantanı hazırla, yanına bolca su ve biraz da macera ruhu al; çünkü bu rota seni sadece denize değil, ruhunun derinliklerindeki o huzura da götürecek.


Yola Çıkmadan Önce: Bir “Kaçış” Rehberi

Bu rota, öyle her arabayla palas pandıras girilecek bir rota değil. Altı alçak bir spor araban varsa, bazı duraklarda biraz ter dökebilirsin. Ama dert etme, en güzel manzaralar genelde en bozuk yolların sonundadır. Gizli plaj girişleri genellikle ana yoldan ayrılan, bazen sadece bir zeytin ağacının yanından kıvrılan patikalarda gizlidir. Bu yüzden gözün hep o küçük, tabelasız sapaklarda olsun.

Kazdağları’nın Eteğinde Bir İnci: Kadırga’nın Ötesi

Assos’un o meşhur Kadırga Koyu’nu herkes bilir. Evet, suyu cam gibidir, evet, taşlıdır ama çok kalabalıktır. Bizim işimiz Kadırga’nın kendisiyle değil, onun biraz daha doğusunda kalan, sadece yerel balıkçıların ve yolu kaybedenlerin bildiği o küçük girintilerle.

Çanakkale gizli koylar listesinin en başında, Assos-Küçükkuyu yolu üzerindeki o isimsiz duraklar gelir. Burada deniz, sabahın ilk ışıklarında öyle durgundur ki, kendinizi dev bir akvaryumun içinde hissedersiniz. Zeytinliklerin arasından süzülerek kıyıya indiğinizde, sizi bekleyen tek şey dalga sesleri ve uzaktan geçen bir balıkçı teknesinin motor gürültüsü olur.

Ayvacık’ın Bakir Kıyıları: Sivrice ve Sokakağzı Arası

Sivrice ve Sokakağzı son yıllarda popülerleşse de, bu iki köyün arasındaki sahil şeridi hala keşfedilmeyi bekleyen gizemlerle dolu. Bakir Ege koyları arıyorsanız, arabanızı bir kenara çekip sahil boyunca yürümeye başlamalısınız.

Buradaki en büyük ipucu: Kayalıkların bittiği yerde başlayan o minicik kum cepleri. Buralarda tesis yok, şemsiye kiralayan yok. Kendi gölgenizi kendiniz yaratmalısınız. Ama o buz gibi suya girdiğinizde, Midilli Adası size o kadar yakın gelecek ki, elinizi uzatsanız dokunacakmışsınız gibi hissedeceksiniz. Akşamüstü güneş batarken gökyüzünün aldığı o turuncu-mor renk, size neden burada olduğunuzu bir kez daha hatırlatacak.


Balıkesir’e Doğru: Mavinin Her Tonu

Çanakkale sınırından çıkıp Balıkesir’e, özellikle Edremit Körfezi’ne doğru süzüldüğünüzde manzara biraz daha değişir. Kazdağları’nın oksijeni ciğerlerinize dolarken, sahil şeridi daha da girintili çıkıntılı bir hal alır.

Altınoluk ve Güre’nin “Gizli” Bahçeleri

Altınoluk denince herkesin aklına kordon boyu ve kalabalık halk plajları gelir. Oysa ki, Altınoluk’un hemen çıkışında, Narlı köyü civarında öyle noktalar var ki, aşağıya inmek için biraz çalı çırpı arasından geçmeniz gerekebilir. Balıkesir ıssız plajlar arayışında olanlar için Narlı altı, aslında bir kaçış noktasıdır.

Buradaki su, Kazdağları’ndan gelen yeraltı kaynak suları nedeniyle biraz daha serindir. Ama o serinlik, Temmuz sıcağında çölde vaha bulmuşsunuz hissi yaratır. Yanınıza mutlaka bir deniz gözlüğü alın; çünkü suyun altındaki yaşam, üstündeki sessizlik kadar büyüleyici.

Gömeç ve Karaağaç: Sessizliğin Başkenti

Çoğu gezgin Ayvalık’a varmak için Gömeç’i hızla geçer. Oysa Gömeç’in sahil şeridi, özellikle Karaağaç bölgesi, adeta zamanın durduğu bir yerdir. Edremit Körfezi gizli koylar dendiğinde benim favorim burasıdır. Geniş düzlüklerin denizle buluştuğu bu noktada, kalabalıktan uzak, sadece rüzgarın ve denizin sesini duyacağınız kilometrelerce uzunlukta bir şerit sizi bekliyor.

Burada sahil genellikle kumdur ve deniz sığdır. Eğer kamp yapmayı seviyorsanız (tabii ki doğaya saygı duyarak ve ateş yakmadan!), yıldızları izlemek için dünyadaki en iyi yerlerden biri burası olabilir. Gece gökyüzü o kadar berraktır ki, Samanyolu’nu çıplak gözle seçebilirsiniz.


Ayvalık’ın Arka Bahçesi: Cunda’nın Görünmeyen Yüzü

Cunda (Alibey) Adası dendiğinde herkes o meşhur aşıklar tepesini ve taş kahveyi düşünür. Ama Cunda’nın bir de “arka yüzü” var. Patriça Burnu’na doğru giden o tozlu toprak yol, sizi adanın en bakir noktalarına götürür.

Patriça Koyu ve Güvercin Adası Manzarası

Patriça, Ayvalık’ın en özel yerlerinden biridir. Yol biraz bozuktur, evet, ama sonunda ulaştığınız o sığ deniz ve tarihi manastır kalıntıları her şeye değer. Cunda gizli plajlar arasında en “karakterli” olanı kesinlikle burasıdır. Denizin ortasındaki küçük adacıklara yürüyerek gidebilir, kendinizi bir ıssız ada filmindeymiş gibi hissedebilirsiniz.

Burada bir sır vereyim: Gün batımını Patriça’da izlemek, Cunda merkezde izlemekten çok daha epiktir. Kalabalık yok, sadece siz ve kızılın her tonuna bürünen Ege denizi…


Issız Koylara Giderken Çantanızda Mutlaka Olması Gerekenler

Bu rota “her şey dahil” bir tatil rotası değil, unutma! O yüzden hazırlıklı olmakta fayda var:

  1. Bolca Su: Bu koylarda büfe bulma ihtimaliniz, piyangodan büyük ikramiye çıkma ihtimaliyle aynı.
  2. Deniz Ayakkabısı: Bazı koylar oldukça taşlık olabilir. Ayaklarınızı korumak keyfinizi kaçırmaz.
  3. Çöp Poşeti: En önemli madde bu! Bu koyları güzel kılan şey temizlikleri. Lütfen bulduğundan daha temiz bırak.
  4. Atıştırmalık: Yerel pazarlardan alacağınız Ezine peyniri ve taze domateslerle yapacağınız bir sandviç, dünyanın en lüks restoranındaki yemekten daha lezzetli gelecektir.
  5. Offline Haritalar: Bazı gizli koylara girerken telefon çekmeyebilir. Haritanızı önceden indirmek hayat kurtarır.

Neden Bu Rota?

Belki “Neden bu kadar uğraşayım, giderim merkezi bir plaja keyfime bakarım” diyebilirsin. Haklısın, o da bir tercih. Ama Çanakkale ve Balıkesir arası yolculuk sadece bir tatil değil, bir arınma sürecidir. O ıssız koylarda telefonunun çekmediği o anlarda, aslında ne kadar çok “gürültü” içinde yaşadığını fark ediyorsun.

Dalgaların kıyıya vuruşunu dinlerken, rüzgarın zeytin ağaçlarının yaprakları arasındaki fısıltısını duyarken, aslında doğanın bir parçası olduğunu hatırlıyorsun. Bu yazıyı yazarken bile o iyot kokusunu burnumda hissediyorum.

Ege’nin bu yakası serttir, rüzgarlıdır ama bir o kadar da dürüsttür. Sizi olduğunuz gibi kabul eder. Lüks bir otel odasında değil, bir kayanın üzerinde otururken bulursunuz gerçek huzuru.


Son Söz: Doğaya Saygı

Bu rehberde paylaştığım her yer, aslında bize emanet. Ege sahil rehberi hazırlarken en büyük korkum, bu güzel yerlerin hoyratça kullanılması. Eğer bu gizli koylara gidersen, oranın sessizliğine uyum sağla. Müziğini çok açma, kuşların sesini dinle. Ateş yakma, ormanlarımızı ve kıyılarımızı koru. Ve en önemlisi, o anın tadını çıkar.

Belki bir gün, o ıssız koyların birinde karşı karşıya geliriz. Sen bir kayanın üzerine oturmuş ufka bakarken, ben de yan koyda kitabımı okuyor olurum. Birbirimize sadece bir baş selamı veririz, çünkü ikimiz de biliyoruzdur: En büyük zenginlik bu sessizliktir.

Yolun açık, denizinin çarşaf gibi olsun!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir